Gece Kıyısı Ormanı
Genç gnom Gece Kıyısı Ormanı’na geleli henüz iki yüzyıl olmuştu. Bu nedenle pek çok şeye gözleri yeni yeni alışıyordu. Devasa ağaçların etrafında usul usul dönen, belli belirsiz gözüken halelere; gökyüzüyle yeryüzünü hemen hemen aynı renk yapan lacivert ve gümüşün bu acayip tonuna. Ağaçların, kayaların üzerinde yazılı olan garip simge ve harflere henüz anlam yükleyemiyordu. Birbirine çatılmış kısa çubuklara, çatallara, çeşitli hayvan figürlerine benzeyen türlü türlü simgelerin birer süsleme değil yazı olduğunu bile henüz yeni idrak etmişti. Bu yazıları Kral ve Kraliçe’nin ormanında görmüş değildi. Dolayısıyla bu yazılar feylere yabancı bir abeceydi, genç gnom da haliyle okuyamıyordu. Hatta bazıları ona korkutucu geliyor, anlamlarını bilmese de uğursuz olduklarını kestirebiliyordu. Nedenini ustasına sorduğunda yaşlı adam umursamazca gülüyor, “Efendi’nin işleri işte!” deyip geçiyordu. Genç gnom kısa bacakları ve gergin lumbal kaslarının izin verdiği ölçüde pay...