Arzusu Bitenin Yolculuğu Biter.
Küçücük, tek göz odasına girdi. Ayakkabılarını çıkarıp eşikten geçerken bile yorgun dizlerinin altı gıcırdıyordu. Kapıyı arkasından otomatik bir hareketle kapadığında ellerini ovuşturarak geçip yatağına oturdu. Karşısındaki pencereden kendiliğinden kısılan gözleriyle baktı. Ellerinin içindeki belli belirsiz nasırların birbirine sürtünerek çıkardığı hissi sevse de bunu artık bilerek yapmıyordu. Bir hazzı yeterince uzun süre alırsanız ve ondan başkası onun küçük ve kesintili ama sürekli hazzını muadilleyemiyorsa o haz alışkanlığa dönüşür. Alışkanlık da arzuyu öldürür. Haz arzuyu iptal eder, her şey de böyle başlar. Yaşlı bir adam değildi ama genç de değildi. Kırklarında olmalıydı. Ne boş bir yaş. Hiçbir işe yaramaz bir yaş. Zaten belli bir yerden sonra yaşlar değerini yitirirdi. Anılar ne kadar kalın bir spiral etrafına dizilirse o spiralin birkaç turundan sonra yaşınızın değeri kalmazdı. Zaman göreceli değildir, mozaiktir. Karman çorman bir çorba, bir bulamaç...