Kayıtlar

Ekim, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Akşam Güneşi

  Gündüz öldüğünde gece çöker. Buraya kadar herkes bilir, herkes yaşar. Güneş’in terkiyle Ay’ın hükmü başlar. Yıldızlar benek benek, kara çarşafın üstünü donatır. Soluk ışıkları yukarıdan aşağı bir çağlayanın ıslak kayaların üzerinden aktığı gibi akar. Nemli, çıplak, soğuk… Altındansa gümüş, neşelidense hüzünlü, beyazdansa siyah, aktansa kara, kalabalıktansa ıssız; değil mi? Gündüz ve gece, sonuçta. Gündüzün sahibi Güneş’se gecenin sahibi Ay olmalı, değil mi? Değil işte. Gece göğünde bir başka hükümran salınır. Pek azının bildiği, pek azının tattığı. Zamanı büken, yaşananları silen, uyuyanları uyandıran, yaşayanları öldüren değil ve ölüleri yaşatan da değil ama hepsini Araf’ta birbirine kavuşturan… Siyah çiçeklere nefes veren, mermer balıkları yüzdüren, kırık plakları döndüren, suskun ve uslu çocukları bomboş ama bir o kadar uğultulu sokaklarda oynatan… Pek azının, sadece diğerlerinin, iki kutuptan da gayrı kalmış, doğrudan ve doğrultudan dahi dışlanmış ve atılmış ve dahi sürül...

Kehribar

  Çöldeki kaçıncı günü olduğunu hatırlamıyordum. Onu uzaktan izlerken şehvet, hayranlık, garez, öfke, kin, acıma birbirine karışmıştı. Bense bu karışımın ortasında güzelliği ile başım dönmüş halde onu izliyordum. Kollarımı göğsümde kavuşturmuş, sırtımı kumtaşından obeliske dayamış, başımı biraz yana eğmiş öylece bakıyordum. Uzaktan dahi sureti öylesine şekilli, vücudunun kıvrımları öylesine yuvarlak ve sert, bedeni öylesine parlaktı ki bu dünyaya özel olarak geldiği belli oluyordu. Yaşlı değildi, gencecikti. Ruhu da öyle ki ondan bahsediyorum. Kimseyi kurtaracak hali de yoktu, öyle bir iddiası olsa da. Büyük işlere soyunmuş küçük bir çocuktu. Ama farkında dahi değildi. Babasına duyduğu hürmet, annesine duyduğu sahte minnet ve ayak bileklerine taktığı prangalardan uzanan zincirlerin uzunluğu gözlerini kör, aklını hafif kılmıştı. Yanılıyordu. Yanılmıştı! Benim ona sunduğum teklifi kabul etmeliydi. İnandığı ve inandıkları ona hiçbir şey veremezken ben dünyayı vaat etmiştim. Bir öpüc...