Hepinize Bir Yergi
Bazen kendinle konuşmak istersin. Kendinin bir parçasıyla, suretiyle. Öyle çoktur ki onlardan, öyle çoktur ki tezahürün. Gençken, çocukken tanrıların avatarları şaşırtıcı gelirdi ki yeterince büyüyünce öğrenirsin, fark edersin: Sadece tanrıların değil, senin de pek çok avatarın vardır. Şanslıysan avatarlarından çoğu yüzüne gelip yerleşebilirler. Şanssızsan en sevmediğin, en ırak avatarın yapar bunu hep. İnsanlar anlamazlar. Gözleri vardır, görmezler; kulakları vardır, işitmezler. Bir taşın ortasına oturmuş, insanlardan uzakta, tekçe bir ağacın nöbetini tuttuğu bir kıraç tarlada, iki parmak arasında tütüp duran bir sigaranın refakatinde düşünürüm. Günışığının içine sızdığı bir fıçı, çölün üstünde yükselen bir dağın tepesindeki mağara ya da koca bir tapınağın ortasındaki havadar bir oda… Kimileri hep kaçtılar, bunaldılar zira. Nefes alamadılar. Ben de alamıyorum. Hani bazen, ortada bir sebep yokken daha doğrusu evvelinde yüzlerce kere yüzleştiğim sebeplerle he...