Tessa, Yine.
“Yine bana geldiğine göre işler yolunda gitmemiş gibi görünüyor.” Her zamanki metro durağında, her zamanki kaldırım taşı sırasının aksine aynı kaldırım taşı renginde yapılmış bankın üstüne oturmuştum. Ne ara geldi ne ara yanıma oturdu ve ne ara ellerini ceketinin cebine sokuşturup öne eğilerek bedenini minimum ısı kaybı sağlayacağı postüre sokmuştu, bilmiyordum. Cenin pozisyonu, bence bir tane değil ya neyse, bunla ilgili vardığım farkındalığı düşündükçe bu pozisyon asabımı bozuyordu. İnsanların bu pozisyona gelmesini anlıyordum da o niye yapıyordu ki? Bunu görmek onun kafamın içinde olduğu gerçeğini yüzüme vuruyordu. Argümanlar hep birbiriyle çarpışır ve çatışırdı, söz konusu o olduğunda. Ama neticede hepsi belirsizlikle sonuçlanırdı. Bir şeyin kafamızın içinde olması onun var olmadığını mı ispatlar? Bir düşününce tam tersi. Her şey kafamızın içindedir. Her şeyi kafamızın içindeki kıvrım kıvrım, yapış yapış organla algılarız ki bunun biraz mide bulandırıcı, çokça hayranlık uya...