Üç Kattan Vazgeçiş
Ben bir günde vazgeçmedim. Aklımdan geçen buydu. Sıkça yaptığım gibi yüksekçe, enginde bir yere çıkıp dünyayı izlerken aklımdan geçen buydu. Güneş ve Ay’ın birbirini ve yeryüzünü görmediği bir saatte yüksekçe bir yere kurulmuş, parmaklarımın ucunda bir kadeh ve bir sarma kağıtla birbirine komşu üç katı izliyordum. En üst katta ışıl ışıl bir tekerlek; mermerlere, altınlara, safirlere bezenmiş parıldıyor ve her yerinde gözler yanıp sönüyordu. En alt katta varsıl bir markiz şık, iri, siyah şapkasının altında piposunu tüttürüyor; tüten her bir dumanda ve gagasından salıverdiği her bir nefeste kırk bakire ve kırk gözü toy delikanlının ruhunu üflüyordu. Orta katta ise dört duvar dolusu ahmak, anlayışsız, sığ, kıt ve yalancı; kucağında bir battaniye, elinde bir kumanda pinekliyordu. Bu katta siz vardınız. Ait olmadığım üç katı izledim iç geçirerek. Benim üçünde de yerim yoktu. Birindeki yuvamı terk etmişim, sırf sevdiklerimin z...