Kayıtlar

Mart, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Üç Kattan Vazgeçiş

       Ben bir günde vazgeçmedim.      Aklımdan geçen buydu. Sıkça yaptığım gibi yüksekçe, enginde bir yere çıkıp dünyayı izlerken aklımdan geçen buydu. Güneş ve Ay’ın birbirini ve yeryüzünü görmediği bir saatte yüksekçe bir yere kurulmuş, parmaklarımın ucunda bir kadeh ve bir sarma kağıtla birbirine komşu üç katı izliyordum. En üst katta ışıl ışıl bir tekerlek; mermerlere, altınlara, safirlere bezenmiş parıldıyor ve her yerinde gözler yanıp sönüyordu. En alt katta varsıl bir markiz şık, iri, siyah şapkasının altında piposunu tüttürüyor; tüten her bir dumanda ve gagasından salıverdiği her bir nefeste kırk bakire ve kırk gözü toy delikanlının ruhunu üflüyordu. Orta katta ise dört duvar dolusu ahmak, anlayışsız, sığ, kıt ve yalancı; kucağında bir battaniye, elinde bir kumanda pinekliyordu. Bu katta siz vardınız.      Ait olmadığım üç katı izledim iç geçirerek. Benim üçünde de yerim yoktu. Birindeki yuvamı terk etmişim, sırf sevdiklerimin z...

Bir Deyişten

  Seçimler, seçimler, seçimler… Her şey bir seçim öyle değil mi? Karar almak tabirini severiz lakin attığımız her adım, aldığımız her nefes, baktığımız her göz birer seçim. Her an bir şeyleri seçiyoruz. Hatta andan önce de bir şeyleri seçiyoruz. Anda seçiyoruz, sonrasında bile seçmeye devam ediyoruz. Buna mecburuz, bundan kaçışımız yok. Kendini akışa bırakmak derler ya hani, oldum olası bunu anlayamadım ve idrak edemedim. Her şeyi anlayan, her şeyin idrakında olan bir zihnin kendini bırakabileceği bir akış nereden bulunur? Hangi ırmağın suları tenini yalayıp geçerken öylece kollarını açıp serinliğin ve ıslaklığın tadını çıkarabilirsin eğer her bir damlayı sayabiliyorsan? Bunun nasıl bir şey olduğunu bile anlayamıyorken üstelik… Her çocuk bu dünyaya geldiğinde kendi anormalliklerini, ucubeliklerini herkeste var sanır. Ucubeliğin şiddeti arttıkça, uyumsuzluğunun düzeyi yükseldikçe, ait olduğu yerin veya zamanın mesafesi veya gecikmişliğini fark ettikçe yüzüne kapı çarpılmış gibi hi...