Aralık'ın Yirmi Beşi, Sekiz Otuz İki.
Hayatın ne yönde gideceğini bilememek benim için rahatsız edici bir duygu. Bu yıla, en azından benim için bu sezona giriş yaparken farklı bir heves, daha önce hissetmediğim bir çalışma azmi, ilerleme ve üretmeye duyduğum bir arzu hissediyordum. Hayatımda ilk kez bir şeye azmetmek, tuttuğunu koparmak ve ortaya bir ürün çıkarmanın tadını alabiliyordum. Bunu daha ileri götürmek, adeta bir atılım yapmak üzere olduğumu biliyordum. İvmeyi arkanızda, rüzgârı yelkenlerinizde hissettiğiniz bir an vardır hani. O an geldi mi, o desteği aldınız mı anlarsınız. O destek ise şu ya da bu insandan değil, koşullardan hiç değil; doğrudan içinizden, kendinizden gelir ki en önemlisi de budur.
Tam bu hissiyatın tadını çıkarmaya başlıyordum ki bir bir engeller peydah olmaya başladı. Bürokratik engeller ve planda öngörülemeyen aksaklıklar… Başta dert etmedim. Umursamadım diyemem ama üstünde durmadım. Dursam da bunlar üstesinden gelemeyeceğim, benim dışımda gelişen saçmalıklardan ibaretti ve ben ilerleyişimi sürdürdüm. Fakat engeller kademe kademe artışlarını sürdürdüler. Yine dert etmedim. Engellerin takılıp düşülebilecek şeyler olmalarının yanı sıra üstlerine basıp tırmanılabilecek basamaklar da olabileceklerinin bilincindeydim. Fakat bu kez daha da büyük bir engelle, sağlık sorunlarıyla boğuşmaya başladım. Hayatî bir şey olmadığı için şükrediyorum lakin yaşam kalitemi fevkiyle düşüren, gerek mesai gerekse akademik işlerime devamımı bilhassa pratik olarak olanaksız kılan bir problem yaşadım. Daha önce karşıma çıkan engeller bu son durumla birleşince ise ciddi bir motivasyon kaybı yaşamış haldeyim. Dahası “yetişir mi, halledilebilir mi, baştan başlamak mı gerekir, asıl baştan başlarsam nasıl yetişir” diye sormaktan zihnimin duvarlarının daraldığını hissedebiliyorum.
Bu noktada ise bir ikilem devreye giriyor. Eski ben olsaydım durup düşünür, canımı sıkar, bunu kendime dert edinirdim. Şimdi dert edinmediğimi, içime yük olmadığını iddia etmiyorum. Sadece düşünmüyorum. Zihnimin, odağımın bu mesele üzerinden takılmasına müsaade etmeyip zihnimi boşaltıyorum. Bu, stresle mücadele konusunda yardımcı olabilir ama hayatın devamlılığı, sorumluluklarımızı yerine getirme ve girdiğimiz yolu tamamlama konusunda yardımcı olmadığı kesin.
Hayatın karşımıza çıkardığı engeller ve değişen koşullar gerçekten can sıkıcı. Canınızın sıkılma düzeyi odağınız ve farkındalığınıza göre değişir fakat bir de akıp giden zaman içinde yiten değerler söz konusu oluyor. Kaderci bir insan değilim ama bazen hayatın sürekli olarak beni adaletsiz şekilde imtihan ettiğini düşünmeden edemiyorum. Sanki almam gereken bir ders var ve ben o dersi almadığımdan, imtihanımı geçemediğimden döngü tekrar tekrar başa sarıyor ve hep bir yerlerde takılıp kalıyor gibiyim.
Yorumlar
Yorum Gönder