28 Mayıs

  Bir rüzgardı, bir fırtınaydı. Kuvvetlice esti. Fakat unutmamamız gereken bir şey vardır: Rüzgarlar ne kadar güçlü eserlerse essinler, sürdükçe güç kaybederler. Bundandır ki gökyüzü üfledikçe, rüzgar kuvvetle estikçe beklememeli; bir an önce kolları açıp kendini falezlerden aşağı bırakmalı. Rüzgar kollarınla gövden arasındaki yelkenleri doldururken özgürce uçmalı, özgürlüğe uçmalı. Bu şansı atladığımızın farkında değiliz. Değişim rüzgarlarının pembe kokusunu içimize çekme fırsatını kaçırdığımızın farkında değiliz. Dahası Kibele’den bize kalan bu mis kokulu, yumuşacık toprakların Levant’tan, Baktriya’dan gelen kara yürekli, kara zihinli, kara suratlı işgalcilerle dolup taştığını görmüyoruz; tüm bunların farkında değiliz.

    Vatanım için, halkım için esen olmasını diliyorum. Tanrının halkımın yüzüne gülmesini diliyorum. Bir feraha ermesini diliyorum. Her şeyin yeniden umutla çiçek açmasını, kendi mahallemizde kendimiz gibi insanlarla bir olmamızı diliyorum. Birlik olmamızı; diğerlerinden, onlardan kurtulup biz bize kalmamızı diliyorum.

    Söylenecek, söyleyecek çok şey var. Ağız dolusu sövülebilir, kargışlar okunabilir. “Sen şöyle yaptın, ben böyle ettim!”lerle gün akşam edilebilir. Fakat bu bolca yapılıyor, yapılmaya da devam edecek. Üçüncü katman duyguları bir kenara bırakıp ilerlemeye, yükselmeye odaklanmak; niyet etmek istiyorum. Ne elimden daha iyisi geliyor ne de canım istiyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kesik Kelam

Öteki Zahidin Duası

Var Olmayan Yer