Hepinize Bir Yergi

  Bazen kendinle konuşmak istersin. Kendinin bir parçasıyla, suretiyle. Öyle çoktur ki onlardan, öyle çoktur ki tezahürün. Gençken, çocukken tanrıların avatarları şaşırtıcı gelirdi ki yeterince büyüyünce öğrenirsin, fark edersin: Sadece tanrıların değil, senin de pek çok avatarın vardır. Şanslıysan avatarlarından çoğu yüzüne gelip yerleşebilirler. Şanssızsan en sevmediğin, en ırak avatarın yapar bunu hep. İnsanlar anlamazlar. Gözleri vardır, görmezler; kulakları vardır, işitmezler.

    Bir taşın ortasına oturmuş, insanlardan uzakta, tekçe bir ağacın nöbetini tuttuğu bir kıraç tarlada, iki parmak arasında tütüp duran bir sigaranın refakatinde düşünürüm. Günışığının içine sızdığı bir fıçı, çölün üstünde yükselen bir dağın tepesindeki mağara ya da koca bir tapınağın ortasındaki havadar bir oda… Kimileri hep kaçtılar, bunaldılar zira. Nefes alamadılar. Ben de alamıyorum. Hani bazen, ortada bir sebep yokken daha doğrusu evvelinde yüzlerce kere yüzleştiğim sebeplerle her defasında tekrar tekrar yüzleştiğimde nefes alamam. Bir balığı karaya fırlatmışsın gibi, bir martının kanatlarına mil saplamışsın gibi. Sen hiç ait olmadığın bir yerde bulundun mu? Ait olmaya çabaladın mı? Onlar gibi olmaktan cayalı birkaç asır oldu. Ama onlarla bir arada olmaya çabaladın mı?

    Başkaca bir dünyadan buraya düşmüşsün gibi hissettin mi hiç? Bu hissin nasıl olduğunu bilir misin? Bedenlere baktığında ruhlarının ne kadar ufacık olduğunu hayretle gördün mü? Bedenlerinin içinde bir yerde sıkışıp kalmış ufacık, zerre haline gelmiş ruhlar… Halbuki benim geldiğim yerde ruhlar büyüktü, kocamandı. İnsanların göğsünde şule şule bir ocak yanardı. Alevler gözlerden taşardı, göklere değerdi. Herkes ayrı göğün altında, aynı havayı solurdu.

    Buradaysa yürüyen etten, yağdan, kemikten ve kandan oyuncak bebeklersiniz. İnsanın değerini bilmezsiniz. Sizin için emek veren bir insanın ederini ödeyemezsiniz. Fark etmezsiniz dahi, fark etseniz de bunu vazife bellersiniz. Emek nice önemlidir, ince düşünce nice keramettir; incesi-kalını fark etmez, birinin birini düşünmesi kutsamadır. Ruhunuz duymaz. Bir çift gözün ta içi bakıp güler size, arkanızı dönersiniz. Ciğerinizde kuruludur orkestra, duymazsınız. Efsanevi bir hikayedir yaşamakta olduğunuz, koşsanız da yakalayamazsınız.

    Ahmaklık değil bu. Hepiniz pek bir aydın, pek bir zeki, pek bir akıllı, pek bir de çekicisiniz! Terk edilmişlik de değil sizinki göklerden gelen, sizler terk etmişsiniz. Sesiniz de duyulmamış ama, kokunuz alınmamış. Nasip olmadığından değil. Ne sesiniz var ne de kokunuz. Öyle bir zamanda, öyle bir vaktinde gelinmiş ki Dünya’nın bu civelek dünyaya; ne sevmeyi bilirsiniz ne de sevilmenin değerine değersiniz.

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kesik Kelam

Öteki Zahidin Duası

Var Olmayan Yer